
Garip birşey düzenli blog'a yazı yazabilmek. Yani en azından benim için öyle... Hayatında hiç günlük dahi tutmamış biri için oldukça garip olduğunu kabul edersiniz siz de..
Ama gerçekten geç kalınmış bir zevk ve yarış benim için.. Bir yandan da müthiş bir korku. Özelini bu kadar paylaşmak, paylaşabilmek. Rahatlatıcı bir o kadar da zor. Hep bir sansür vurma isteği, kelimler döküldükçe rahatlama çelişkisi ile yoruyor kimi zaman insanı ama işte kendi kendine yaptığın bir yarış ve terapi aslında. Yenildiğin günlerde sansürlüyorsun kendini. Gerçi yazdıkça rahatlıyor terapi kolaylaşıyor ama daha zorlayıcı konular çıkıyor sonra.
Yine de ruhu iyileştirici özelliğine inanıyorum blog tutmanın--> günlük değil biliyorum ama bir nevi kafa geleni yazabilme özgürlüğü. Öteki yanda günlüğün öznelliğinden kaçış, hep birilerinin seni okuyabilme ihtimali. O ihtimale tutunarak ve o ihtimalden korkarak yazmak.

Sonra okuyanlar olduğunu bilerek onlara hitap etmeye çalışmak. Güzel, güzel, çok güzel bir deneyim.
Escher'in çizer elleri vardır. Birbirini çizen. Onlardaki çelişki gibi benim yazma aşkım X korkaklığım. Ama çelişkilerin de güzel yanları vardır düşündürür bol bol. Uğraştırır. Bakın Escher resimlerine keşfedilecek çok mana var altlarında.
P.S: Maurits Cornelis Escher
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder